Komün Dergi’nin 5. sayısı çıktı

Derginin 5. sayısını PDF olarak indirmek için tıklayınız.


Dergiyi elektronik kitap şeklinde okumak için sayfanın sonuna gidiniz.


Komün Dergi emekçileri olarak işçi sınıfının ve ezilenlerin mücadele günü olan 1 Mayıs’ı yeni komünler yaratma hedefiyle selamlıyoruz. Dergimizin “Marksizm ve Din”, “Komünar Uyanış ve Derleniş” ile “Corona Virüs Salgını ve Sosyalist Sol” başlıklı dosya konularından oluşan beşinci sayısını, tarihsel günümüz olan 1 Mayıs’ta yayımlıyoruz.

Komüncüler, derginin ilk yılını doldurduğu gün yayımladıkları “Siyaset Dergisi Olmayacağız” isimli açıklamada doğru bir söz söylemekle, doğru kelam etmekle yani eskilerin deyimi ile “efkâr-ı umumiye” yani kamuoyu olduğu varsayılan bir alana seslenmekle devrimciliğin siyasetinin yapılamayacağını söylemişlerdi. Gerçekte olmayan ama sosyalistlerin zihninde olduğu varsayılan kuvvetli bir imgeye dönüşen bu kamuoyu -akademik dil veya onun tam tersi olan slogancı-hotzotçu dil ona etki etmeyi iştahla arzulamakta ortaklaşsa da- daha Yunan demokrasisi zamanında agoralara toslamıştı. İşte Komüncüler, komünar siyaseti, zaten sınırları çok önceden belli olan kamusal alanı terk ederek agoraya çıkmak olarak tarif ettiler. Agoraya çıkılacaktır; bütün riskler göze alınacaktır, agorayla harman olmanın sonu ya devrimdir ya da faşizm!

Heyhat, corona virüs salgını kamusal alanı derinden etkiledi. Kamuoyuna seslenmek üzerine siyasetlerini kurgulamış olanlar, aralarındaki ciddi farklılıklara karşın salgının birçok şeyi değiştirdiği şeklindeki durum tespiti üzerinde ortaklaştılar. Hem kamusal alan hem de kamuoyu salgından sonra yeniden şekillenmişti onlara göre. İşçiler ve ezilenler adına faşist devlete iletilen talepler, işçilerin ve ezilenlerin gündelik yaşantısının tek bir saniyesine dahi dokunup herhangi bir fayda sağlamadığı gibi, salgın öncesinde zaten var olan Türkiye Devrimci Hareketini’nin kronikleşmeye yüz tutmuş sorunlarının sanki salgın nedeniyle yeni oluşmuş şeylermiş gibi görünmesine vesile oldu.

Komüncüler yapılması gerekenleri salgın bittikten sonraya erteleyenlerden değil; kamusal alan yerine agorada olmanın salgını bir olanak yoklaması olarak görmek demek olduğunu bilenlerden oluşmaktadır. Komün Dergi‘nin bundan önceki sayıları agorada olmanın çok küçük ve mütevazı bir parçası olarak, basılı şekilde elden ele ve çeşitli kitabevleri aracılığıyla dağıtılıyordu. Dergide yer alan yazılar ise derginin internet sitesi üzerinden de peyderpey yayınlanıyordu. Elbette ki bu sayıda da Komün Dergi hem basılı hem de dijital formatta agorada olmaya yine devam edecektir. Ama ola ki enfekte olan kamusal alan, dergimize ulaşımı da kısıtlarsa veya zorlaştırırsa diye de bu sefer dergide yer alan yazıları basılı biçimin yanında İnternet üzerinden peyderpey değil de topluca yayınlamayı uygun gördük.

“Marksizm ve Din” başlıklı dosyamız Aşkın Sedat Özgün’ün Dinin incelenmesi ve tanımlanması yazısıyla başlıyor. Özgün, dinin hiçbir veçhesini gözden kaçırmamaya dikkat etmiş ve fizyolojik/dilsel düzeyden başlayıp sosyal, ekonomik ve sanatsal düzeyler üzerinden dini inanç sistemlerinin/örgütlenmelerinin devletleşmesine kadar uzanmış. Haluk Akyol ise halifeleri, İslam-Arap fetihlerini ve medeniyetleri kronolojik sırayla incelediği yazısında İslamiyet’in ilk dönemini ele alıyor. Resul Kocatürk “Kutsal kitaplarda kadın gerçeği” başlıklı yazısında Tevrat, İncil ve Kur’an’dan örneklerle dinlerin kadın algısını etraflıca inceliyor.

Dosyamız Sıla Çelik’in “Şeyh Bedreddin’in devrimci olmadığını ileri süren görüşler üzerine” isimli polemik yazısıyla devam ediyor. Çelik, Şeyh Bedreddin’i reformatör olarak gören görüşlerle hesaplaşıyor ve metinlerin tarihselliği, tarihin metinselliğinden hareketle Şeyh Bedreddin figürünün de kurmaca bir karakter olduğunu iddia eden bakış açısıyla polemiğe giriyor. Sıla Çelik yazısına Şeyh Bedreddin’in din eğitimi aldığı süreçten idamına kadar uzanan yaşamının önemli kesitlerini aktararak başlıyor ve devamında da onun günümüze kalan tek eseri olan Varidat ile devrimci yaşantısının bütünselliğini vurguluyor. Yine bu sayımızda yazarımız E. Dündar’ın 25-26 Ocak 2020’de İstanbul Balat’taki İnşa Kültürevi’nde yapılan 2. İslam ve Sol Çalıştayı’na göndermiş olduğu tebliği de yayımlıyoruz. Bu tebliğde Dündar, Cennet’i öte dünyaya ait bir kavram olmaktan çok sınıfsız toplumun bir tezahürü olarak görüyor ve İktidar İslam’ı ile Devrimci İslam arasında ayrımlar yapıyor. “Marksizm ve Din”  başlıklı dosyamız Aşkın Sedat Özgün’ün “Dinin soldan okunması” başlıklı yazısıyla son buluyor.

İkinci ara dosya konumuzun başlığı ise “Komünar Uyanış ve Derleniş”. Bu dosyanın ilk yazısında E. Gozel Dündar, eğer nostaljik stratejilerde ısrarcı olunursa geçmişteki başarısızlıkların tekerrür edeceğinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor. Komünizm, anarşizm, feminizm, ekolojik ve anti-kapitalist teolojik hareketlerin ortak sorunsalının kendilerini sınırlayan modernizm atmosferi olduğunun altını çiziyor. Yeni toplumsal hareketlerin zaaflarına değindikten sonra, Marksizm de dahil olmak üzere komünist hareketin bütün sistem karşıtı hareketleri komünizmi besleyen birer alt damar olarak değerlendirip bu özgürlükçü hareketlerde vücut bulan doğruları sentezleyerek, kendini yeni ve kapsayıcı bir üst paradigma olarak inşa etmesi gerektiğini vurguluyor. Yüksel Yiğitdoğan, üçüncü ve dördüncü sayılarımızda yazdığı “Komünarca değiniler ve anekdotlar”la muhasebeye girişiyor. Bu yazıdaki ana şiar ise “Yeni arayışlar ve yeni yollar, devrimci komünarın devrimci yaşam sahasından çıkacaktır” olarak özetlenebilir.

Bu dosya, Doğa Bakış’ın komün gücü kavramını coşkuyla ele aldığı ve okuyucuya da bu coşkuya ortak etmekte zorlanmadığı “Dinleyin, özgürlük geziniyor sokaklarda!” başlıklı yazısı ile devam ediyor. Ceren Güneş Birliği üyesi Remi Mazet’in Tiqqun Dergisi’nin ve ardıllarının görüşlerini eleştirdiği ve Fransızca kaleme aldığı yazıyı Komün Çeviri Kolektifi Türkçeleştirdi. Dosyamız Şiar Atakan’ın düşman kavramı ve tarih bilinci etrafında devrim perspektifini incelediği yazısıyla sona eriyor.

“Corona Virüs Salgını ve Sol” başlıklı son dosyamızda ise corona virüs salgının Türkiye’de görülmeye başladığı tarihten itibaren salgın konusunda internet sitemizde yayınlanmış birkaç yazıya ve Şiar Atakan’ın pandemi üzerinden komünist örgütlenme stratejilerini tartıştığı “Kuledeki rüzgârlar geride kaldı, fırtınalar içindeyiz!” başlıklı yazıya yer verdik.

Gelecek sayıda karşılaşmak umuduyla!